Kısa cevap
Teminat senedi, bir borcun veya edimin yerine getirilmesini güvence altına almak için verilen bono gibi kambiyo senedidir; teminat verilen husus gerçekleşmezse veya ortadan kalkarsa senet bedelsiz kalır. Bedelsizlik, icra takibinde itiraz veya şikayet yoluyla ya da İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca açılacak menfi tespit davasıyla ileri sürülebilir.
Teminat senedi, kanunda ayrıca tanımlanmış bir senet türü değildir; uygulamada bir sözleşmeden doğan edimlerin ifasını güvence altına almak için, örneğin kira, taşeronluk, bayilik veya kredi ilişkilerinde verilen bono veya benzeri senetleri ifade eder. Senet şekil bakımından kambiyo senedi niteliğini taşısa da taraflar arasındaki anlaşmaya göre yalnızca güvence amacı taşır. Teminat verilen husus gerçekleşinceye kadar senet geçici olarak bedelsizdir; güvence altına alınan borç ifa edilmiş veya hiç doğmamışsa bedelsizlik kesinleşir ve senedin iadesi söz konusu olur.
Bedelsizlik iddiası, kural olarak kişisel bir defidir ve senedi düzenleyen tarafından yalnızca senedin lehtarına karşı ileri sürülebilir. Senet üçüncü bir kişiye devredilmişse, bu kişiye karşı iddianın ileri sürülebilmesi için hamilin senedi borçlunun zararına olacağını bilerek devralmış olması gerekir. Bu nedenle senedin kimin elinde olduğu ve nasıl devredildiği önem taşır. Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin def'i kuralları bu noktada önem taşır.
Senet hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmışsa borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine başvurarak borca itiraz edebilir; bu yol İcra ve İflas Kanunu'nun 168. maddesi ve 169/a maddesi çerçevesinde işler. Senedin teminat senedi olduğu senet metninde yazılıysa veya sözleşme gibi belgelerle ispatlanıyorsa, bu durum borca itiraz sebebi sayılır ve takibin durdurulması sonucunu doğurabilir. Süre kaçırılırsa bu yoldan yararlanılamaz, ancak genel hükümlere göre ayrı bir dava yolu açık kalabilir.
Borçlu, takipten önce veya takip sırasında, borçlu olmadığının tespiti için İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre menfi tespit davası açabilir. Bedelsizlik iddiasında ispat yükü genel olarak senet borçlusundadır. Senet kayıtlarıyla çelişen bir iddianın genellikle yazılı delille ispatı gerekir; teminat sözleşmesi, yazışmalar, ödeme dekontları ve ilişkinin tasfiyesini gösteren belgeler bu nedenle önem taşır. Yargıtay uygulamasında ispat yükünün genel olarak borçlu üzerinde olduğu kabul edilmektedir.
Görevli mahkeme, uyuşmazlığın dayandığı temel ilişkinin niteliğine göre değişebilir; Yargıtay uygulamasında asliye hukuk, iş, tüketici veya ticaret mahkemelerinin görevli sayıldığı kararlar bulunduğundan somut olayda ayrı değerlendirme gerekir. Sık yapılan hatalar arasında teminat amacının yazılı olarak belgelenmemesi, teminat verilen borç bittiğinde senedin geri alınmaması, beş günlük itiraz süresinin kaçırılması ve senetlerin devredildiği tarihin göz ardı edilmesidir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72, m.168, m.169/a; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
