Kısa cevap
Tam yargı davası, idari eylem veya işlemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilenlerin idari yargıda tazminat veya hakların iadesini istedikleri dava türüdür. İdari eylemlerde dava açılmadan önce idareye yazılı başvurulması zorunludur.
Tam yargı davası, idari işlem veya eylem nedeniyle hakkı ihlal edilen kişinin, uğradığı zararın giderilmesi için açtığı idari davadır. 2577 sayılı Kanun bu davaları, idari eylem ve işlemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilenlerin açtığı davalar olarak düzenler. Bu davada mahkeme işlemin hukuka uygunluğunu denetlemekle birlikte esas olarak zararın tazminine veya hakkın iadesine karar verir. Sorumluluk, kusurlu sorumluluk yanında, bazı hâllerde kusursuz sorumluluk ilkeleriyle de kurulabilir.
Kişi bir idari işlem nedeniyle zarar görmüşse, iptal davası ile tam yargı davasını birlikte veya ayrı ayrı açabilir. İptal davası sonuçlandığında, işlemin uygulanmasından doğan zarar için ayrıca tam yargı davası açılması mümkündür. İdari işlem yoksa, yani zarar idarenin fiili bir eyleminden, örneğin yol çalışması, hizmet kusuru veya kamu aracının kaza yapması gibi bir olaydan doğmuşsa, dava açmadan önce idareye başvurmak gerekir.
İdari eylemlerde, hakları ihlal edilenlerin idari dava açmadan önce, eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekir. İdarenin isteği tamamen veya kısmen reddetmesi hâlinde, ret cevabının tebliğinden itibaren, otuz gün içinde cevap verilmezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılabilir. Bu başvuruyu yapmadan açılan dava, usulden reddedilebilir. Başvurunun kim tarafından, hangi tarihte ve hangi zararı kapsayacak şekilde yapıldığı ispat açısından önemlidir.
Dava, zararın kaynağına göre görevli idare mahkemesinde açılır. Dilekçede olay, idarenin sorumluluğuna yol açan eylem veya işlem, maddi ve varsa manevi zarar kalemleri ve talep edilen tutar belirtilir. Delil olarak olayın kayıtları, resmî yazışmalar, tutanaklar, bilirkişi raporu, fotoğraf ve tanık beyanları kullanılabilir. Zarar ile idarenin eylemi arasındaki illiyet bağı, davanın temel unsurudur. 7589 sayılı Kanun ile idare mahkemelerinde tek hâkimle bakılacak tutar sınırı artırılmıştır; miktar bakımından karar mercii ve kanun yolu için güncel mevzuata bakılmalıdır.
Sık yapılan hatalar, idareye yazılı başvuru yapmadan dava açmak, bir yıllık ve beş yıllık süreleri kaçırmak, zararı belgelendirmemek ve zararın sonucu ile idarenin eylemi arasındaki bağı kurmamaktır. Manevi tazminat ve faiz talepleri ise ayrıca değerlendirilir; faiz oranları ve başlangıç tarihleri konusunda güncel düzenlemelere bakılmalıdır.
İlgili mevzuat: Türk Anayasası m. 125; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2, m. 12 ve m. 13; 7589 sayılı Kanun
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
