Sigortacının rücu hakkı nedir?

Kısa cevap

Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra sigortalının yerine geçer ve sigortalının zarardan sorumlu üçüncü kişiye karşı sahip olduğu hakkı ödediği tutar kadar kullanabilir. Buna halefiyet veya uygulamada rücu hakkı denir ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine dayanır.

Zarar sigortalarında sigortalı, zararını sigortacıdan aldıktan sonra aynı zararı bir de sorumlu kişiden isteyerek zenginleşmemelidir. Bu ilkeye dayanarak Türk Ticaret Kanunu, sigortacı tazminatı ödediğinde kanunen sigortalının yerine geçeceğini, sigortalının zarara sebep olan kişiye karşı hakkı varsa bu hakkın ödenen tutar kadarıyla sigortacıya geçeceğini düzenler. Yani sigortacı, yeni bir alacak doğurmaz; sigortalının mevcut tazminat alacağını devralır. Bu nedenle sigortacının halef olduğu hak, sigortalının sorumluya karşı ileri sürebileceği hakla sınırlıdır; sorumluya karşı sigortalının hakkı yoksa veya sınırlıysa sigortacının hakkı da aynı sınırlara tabidir.

Halefiyetin gerçekleşmesi için geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunması, sigortacının tazminatı fiilen ödemiş olması ve sigortalının zarardan sorumlu üçüncü kişiye karşı bir dava hakkına sahip olması gerekir. Kasko sigortası örneğinde, kasko şirketi ödediği onarım bedeli kadar, kazada kusurlu olan karşı tarafa ve onun trafik sigortacısına karşı rücu edebilir. Yangın sigortasında ise yangına sebep olan kişi veya bina maliki gibi sorumlular hakkında rücu yoluna gidilebilir. Kanun ayrıca sigortalıya yakın bazı kişilere karşı halefiyeti sınırlamıştır; bu sınırın kapsamı ve kasıt ya da ağır kusur hâlleri somut olayda kanun metnine göre değerlendirilmelidir.

Zorunlu trafik sigortasında, sigortacı tazminatı ödedikten sonra belirli hâllerde sigortalıya da rücu edebilir. Karayolları Trafik Kanunu'nda ve genel şartlarda sayılan bu hâllere alkollü araç kullanma, ehliyetsiz sürücü veya kasıtlı sebebiyet verme gibi örnekler girebilir; ayrıntıları her olayda ilgili madde ve poliçe hükümlerine göre belirlenir. Rücu davasında görevli mahkeme, taraflara ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Rücu, sigorta tahkiminde değil, kural olarak genel mahkemelerde görülen bir davadır.

Zamanaşımı bakımından sigortacı, sigortalının hakkını devraldığı için o hakkın tabi olduğu zamanaşımı süresine bağlıdır. Örneğin trafik kazalarında Karayolları Trafik Kanunu'nun zamanaşımı hükmü, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl süre öngörür; ceza zamanaşımını gerektiren fiillerde daha uzun süre söz konusu olabilir. Sigortacının sigortalı aleyhine başlatacağı rücu işleminde de süreler ayrıca incelenmelidir.

Uygulamada sık yapılan hatalar arasında sigortalının tazminat aldıktan sonra sorumlu kişiyle sigortacıdan habersiz anlaşma yapması veya ibra düzenlemesi imzalaması, sigortacının hakkını zedeleyecek davranışlarda bulunması ve hasar belgelerinin saklanmamasıdır. Poliçe, ödeme belgesi, kaza tutanağı, kusur raporu, ekspertiz raporu ve ibraname temel delillerdir. Sigortalının sigortacıdan aldığı ödeme kapsamında sorumluya karşı ayrıca hak iddia edip edemeyeceği de bu belgelerle değerlendirilir.

İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1472; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (zorunlu trafik sigortasında rücu ve zamanaşımı hükümleri)

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

← Tüm hukuki bilgiler

Hukuki destek için iletişime geçebilirsiniz

Konunuzu kısaca aktarın; dosyanın durumuna göre nasıl ilerlenebileceği birlikte değerlendirilsin.