Kısa cevap
İmar mevzuatına aykırı yapılar için verilen yıkım kararına ve imar para cezasına karşı, tebliğden itibaren altmış gün içinde yapının bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava açılırken yürütmenin durdurulması da istenebilir.
Ruhsatsız veya ruhsata ve eklerine aykırı yapılar, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında değerlendirilir. Uygulamada süreç, belediye veya valilik görevlilerinin aykırılığı tespit etmesi ve yapı tatil tutanağı düzenlemesiyle başlar; yapı durdurulur ve çoğu zaman mühürlenir. Tutanağın ilgiliye tebliğinden itibaren otuz gün içinde yapının ruhsata veya imar mevzuatına uygun hâle getirilmesi ya da gerekli ruhsatın alınması gerekir. Bu süre içinde aykırılık giderilmezse, belediye encümeni veya il idare kurulu yapının yıktırılmasına karar verir.
İmar Kanunu'nun 42. maddesi, aykırılığa bağlı idari para cezalarını düzenler. Cezanın miktarı, aykırılığın niteliğine, yapının sınıfı ve alanına göre kanunda belirtilen ölçütlerle hesaplanır; bu yazıda güncel parasal tutarlar verilmemiştir, çünkü tutarlar yeniden değerleme ve mevzuat değişiklikleriyle güncellenebilir. Ceza ödenmiş olması yapıyı yasal hâle getirmez; yıkım kararı ceza ile birlikte ayrı bir idari işlem olarak devam edebilir. Yapının sonradan ruhsata bağlanması da önceden verilmiş cezanın ortadan kalkmasını her durumda sağlamaz.
Yıkım kararı ile para cezası birer idari işlemdir ve İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca iptal davasına konu edilebilir. Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında imar para cezalarına karşı açılacak davada idari yargının görevli olduğu kabul edilmiştir; bu nedenle genel kural olan Kabahatler Kanunu'ndaki sulh ceza hâkimliğine itiraz yolu imar para cezaları bakımından uygulanmaz. Yetkili mahkeme, yapının bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Dava açma süresi, işlemin tebliğinden itibaren altmış gündür. Dava açmadan önce idareye yapılacak yazılı başvuru, dava açma süresini durdurur.
Yürütmenin durdurulması talebi, yıkımın hemen uygulanma ihtimali bulunan durumlarda özellikle önem taşır; çünkü yıkılan yapı yeniden eski hâline getirilemez. Mahkeme, telafisi güç zarar ve açık hukuka aykırılık şartlarını birlikte arar. Davada genellikle yapının ruhsat durumu, yapının ne zaman yapıldığı, tespit tutanağının usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, tebligatların geçerliliği, cezanın hesaplanmasında doğru ölçütlerin kullanılıp kullanılmadığı ve yetkili organın karar verip vermediği incelenir.
Sık yapılan hatalar arasında tebliğ tarihinin belirlenmemesi, sürelerin kaçırılması, yapının eski tarihli olduğunu gösteren belgelerin toplanmaması ve ödenmeyen cezanın kamu alacağı olarak takip edilebileceğinin göz ardı edilmesi sayılabilir. Tapu, imar durumu belgesi, tespit tutanağı, tebligat evrakı ve uydu görüntüleri başlıca delillerdir. Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir; ayrıca imar affı niteliğindeki düzenlemelerin kapsamı ve süreleri ayrıca güncel mevzuattan kontrol edilmelidir.
İlgili mevzuat: 3194 sayılı İmar Kanunu m. 32, m. 42; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 7, m. 27
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
