Hesaptan izinsiz para çekildiğinde banka sorumlu olur mu?

Kısa cevap

Hesap sahibinin yetkilendirmediği bir ödeme işlemi söz konusuysa, işlemin gerçekten yetkilendirildiğini ve sorunsuz gerçekleştiğini ispat yükü kural olarak ödeme hizmeti sağlayıcısı olan bankadadır. Hesap sahibinin ağır kusuru, güvenlik bilgilerini paylaşması veya bildirimi geciktirmesi gibi durumlar bankanın sorumluluğunu azaltabilir ya da ortadan kaldırabilir.

Bir ödeme işleminin hesap sahibinin onayı olmadan yapılması, hukukta yetkilendirilmemiş ödeme işlemi olarak adlandırılır. Bu alan, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından çıkarılan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik ve bankaların müşterileriyle imzaladığı çerçeve sözleşmeler çerçevesinde düzenlenir. Kredi kartı kullanımları bakımından ayrıca 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu hükümleri de gündeme gelebilir.

Uygulamada bankaların kullandığı çerçeve sözleşmelerde, yetkilendirilmemiş veya hatalı gerçekleştirilmiş işlemin hesap sahibi tarafından bankaya gecikmeden bildirilmesi ve bildirimin işlem tarihinden itibaren en geç on üç ay içinde yapılması öngörülür. Bildirim yapıldıktan ve işlemin yetkisiz olduğu anlaşıldıktan sonra bankanın tutarı iade etmesi veya hesabı işlemden önceki duruma getirmesi beklenir. Bildirimin gecikmesi, hem ispat hem de sorumluluğun paylaşımı bakımından hesap sahibinin aleyhine sonuç doğurabilir; bu nedenle şüpheli bir işlem fark edildiğinde gecikmeden bankanın çağrı merkezi veya şubesi üzerinden bildirim yapılması ve bildirimin yazılı hale getirilmesi önem taşır.

Bankanın sorumluluğu değerlendirilirken işlemin nasıl gerçekleştiği belirleyicidir. İşlem için gerekli olan tek kullanımlık şifrenin veya kart bilgilerinin kişi tarafından sahte bir site, telefon görüşmesi ya da mesaj yoluyla üçüncü kişiyle paylaşılması hâlinde, banka ile hesap sahibi arasında kusur dağılımı tartışma konusu olur. Buna karşılık güçlü kimlik doğrulama yapılmadan, güvenlik önlemlerinin eksik olduğu bir ortamda işlem yapılmışsa bankanın kusurlu sayılması daha olasıdır. Yargıtay kararlarında bankaların gerekli güvenlik önlemlerini almadığı durumlarda kusurlu bulunduğu örnekler bulunmakla birlikte, her dosya kendi olaylarına göre değerlendirilir ve sonuç önceden kestirilemez.

Uyuşmazlığın çözümünde ilk adım, bankaya yazılı başvuru yapılmasıdır. Sonuç alınamazsa tüketici sıfatıyla parasal sınırlar dahilinde tüketici hakem heyetine başvurulabilir; sınırı aşan uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemesi görevlidir. Başvuru sınırlarının her yıl güncellendiği unutulmamalı, güncel tutar ilgili mevzuattan kontrol edilmelidir. Hesap sahibi tacir ise ve işlem ticari faaliyet kapsamındaysa uyuşmazlık ticari dava niteliğinde olabilir. Paranın dolandırıcılık yoluyla alınması ayrıca suç teşkil eder; bu durumda Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir ve ceza soruşturması ile tazminat talebi birbirinden bağımsız yürütülebilir.

Sık yapılan hatalar arasında bildirimin sözlü bırakılması, ekran görüntülerinin, SMS kayıtlarının ve işlem dökümlerinin saklanmaması, kartın veya mobil uygulamanın bloke ettirilmemesi ve bankanın ilk cevabı üzerine başka yola başvurmadan beklenmesi yer alır. İşlem dekontları, bildirim kayıtları, banka ile yazışmalar ve varsa cihaz bilgileri delil olarak önem taşır.

İlgili mevzuat: 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun; Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik; 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

← Tüm hukuki bilgiler

Hukuki destek için iletişime geçebilirsiniz

Konunuzu kısaca aktarın; dosyanın durumuna göre nasıl ilerlenebileceği birlikte değerlendirilsin.