Kısa cevap
Hasta hakları, 1998 tarihli Hasta Hakları Yönetmeliği'nde düzenlenmiştir. Hakları ihlal edildiğini düşünen kişi önce sağlık kuruluşundaki hasta hakları birimine, ayrıca Sağlık Bakanlığı iletişim hattına veya ilgili kurullara başvurabilir; hukuki sorumluluk için adli veya idari yargı yolu da açıktır.
Hasta Hakları Yönetmeliği, 1 Ağustos 1998 tarihli ve 23420 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır ve kamu ile özel tüm sağlık kuruluşlarında uygulanır. Yönetmeliğe göre hasta; sağlık hizmetlerinden ihtiyaç ve tıbbi gerekliliklere göre yararlanma, hizmetler hakkında bilgi edinme, sağlık kuruluşunu ve personelini (sevk kuralları saklı kalmak üzere) seçme, çağdaş tıbbi yöntemlerle teşhis ve tedavi edilme, sağlık durumu hakkında ayrıntılı bilgi alma, mahremiyetin ve sır saklamanın korunması, sağlık kayıtlarına erişme, tedaviyi reddetme veya durdurma gibi haklara sahiptir. Tıbbi müdahale için kural olarak hastanın rızası gerekir; yalnızca hayati tehlike gibi istisnai hâllerde bu şart aranmaz. Yönetmelik ayrıca ayrımcılığı yasaklar.
Yönetmelik, sağlık kuruluşlarında hasta haklarıyla ilgili başvuruları karşılamak üzere hasta hakları birimlerinin kurulmasını öngörür. Bu birimler eskiden hasta iletişim birimi olarak adlandırılıyordu ve 2016'da yapılan yönetmelik değişikliğiyle hasta hakları birimi adını aldı. Hasta ya da yakını, yaşadığı sorunu önce kuruluşun bu birimine bildirebilir. Yönetmelikteki şikâyet mekanizmasında ayrıca hasta hakları kurulları ve il düzeyinde değerlendirme yapan yapılar yer alır; bunların oluşumu ve işleyişi yönetmeliğin ilgili maddelerinde, 2019 değişikliğiyle güncellenen biçimde düzenlenmiştir.
Sağlık Bakanlığı'nın iletişim merkezi olan SABİM (184) hattı veya çevrim içi başvuru kanalı da şikâyet iletmek için kullanılabilir. Başvuru sonucunda idari yönden bir inceleme yapılabilir, ancak bu inceleme tek başına tazminat hakkı vermez. Zarar doğmuşsa, özel sağlık kuruluşları ve özel hekimler bakımından genellikle adli yargıda hukuk mahkemelerinde; kamu hastaneleri bakımından ise hizmet kusuruna dayalı olarak idari yargıda tam yargı davası açılabilir. Hangi yolun uygun olduğu, sağlık kuruluşunun kamu veya özel niteliğine ve olayın özelliklerine göre belirlenir; idari yargıda kanunda öngörülen süreler ayrıca dikkate alınmalıdır.
Hak ihlali suç oluşturacak nitelikteyse, örneğin ihmal veya hasta sırrının ifşası gibi durumlarda, Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Bunun yanında hekimin veya sağlık personelinin meslekî sorumluluğu bakımından ilgili meslek kuruluşlarında da inceleme yapılması talep edilebilir. Sık yapılan hatalar arasında şikâyetin yalnızca telefonda sözlü yapılması, olayın tarihinin ve ilgililerin kaydedilmemesi, hasta dosyasının ve belgelerin saklanmaması ve sürelerin takip edilmemesi yer alır. Yazılı başvuru, hasta dosyası, reçete, epikriz, muayene ve ödeme belgeleri, yazışmalar ve varsa tanık beyanları delil olarak önem taşır.
İlgili mevzuat: Hasta Hakları Yönetmeliği (RG 01.08.1998, 23420) ve değişiklikleri (RG 23.12.2016, 29927; 16.01.2019 tarihli değişiklik)
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
