Estetik operasyonlarda hekimin sorumluluğu nasıl belirlenir?

Kısa cevap

Yargı uygulamasında ve öğretide, yalnızca güzellik amacı taşıyan estetik müdahaleler çoğunlukla eser sözleşmesi niteliğinde değerlendirilir; bu durumda hekimin belirli bir sonuç için sorumluluk üstlendiği kabul edilir. Tedavi amaçlı müdahalelerde ise ilişki genellikle vekâlet sözleşmesi kapsamında, özen borcu esasına göre incelenir.

Hekimin sorumluluğunun belirlenmesinde ilk adım, hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin niteliğidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 502. maddesi vekâlet sözleşmesini, 470. maddesi ise eser sözleşmesini tanımlar. Tedavi amaçlı müdahalelerde hekimin bir sonuç taahhüdü değil, meslek kurallarına uygun ve özenli davranma borcu bulunduğu kabul edilir. Buna karşılık güzelleştirme amacı taşıyan ve tedavi amacı bulunmayan estetik işlemlerde, yargı kararları ve doktrinde hekimin belirli bir sonucu ortaya koymayı üstlendiği, dolayısıyla ilişkinin eser sözleşmesi niteliği taşıdığı görüşü yaygındır. Bu ayrım her olayda tartışmalı olabildiğinden, müdahalenin amacı somut olaya göre değerlendirilir.

Eser sözleşmesi niteliği kabul edildiğinde hekim, yalnızca özen göstermekle değil, hastanın kabul edebileceği ölçüde uygun bir sonuç ortaya koymakla yükümlü sayılabilir. Bununla birlikte her komplikasyon sorumluluk doğurmaz; tıp biliminin kabul ettiği ve hastaya önceden anlatılan riskler ile hekimin kusuru bulunmayan sonuçlar ayrı değerlendirilir. Mahkemeler, beklenen sonucun elde edilip edilmediğini, komplikasyon bulunup bulunmadığını, aydınlatılmış onamın usulüne uygun alınıp alınmadığını ve komplikasyonun yönetiminin tıp kurallarına uygun yapılıp yapılmadığını bilirkişi raporlarıyla inceler.

Estetik müdahalelerde aydınlatma yükümlülüğü özellikle önem taşır. Hekimin beklenen sonuç, bunun elde edilme ihtimali, olası komplikasyonlar ve bunların yönetimi hakkında hastayı ayrıntılı bilgilendirmesi gerekir. Kesin sonuç vaadi içeren ifadeler hem etik hem hukuki açıdan sorun yaratabilir. Uygulamada hekimin yetkinliği ve uzmanlık alanı da incelenir; müdahaleyi yapan kişinin yetkili olup olmadığı, ameliyatın uygun bir sağlık kuruluşunda yapılıp yapılmadığı sorumluluğun belirlenmesinde önem taşıyabilir.

Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda görüleceği, müdahalenin yapıldığı kuruluşun kamu veya özel olmasına göre değişir; özel sağlık kuruluşlarında adli yargıda hukuk mahkemeleri veya uyuşmazlığın niteliğine göre tüketici mahkemeleri, kamu hastanelerinde ise idari yargı gündeme gelebilir. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler sözleşme veya haksız fiil niteliğine göre farklılık gösterdiğinden somut olayda ilgili mevzuata göre ayrıca kontrol edilmelidir. Tazminat, maddi zararların yanında uygun koşullarda manevi tazminatı da kapsayabilir.

Sık yapılan hatalar arasında onam formunun içeriğinin okunmadan imzalanması, öncesi ve sonrası fotoğrafların saklanmaması, sonuç vaadi içeren yazışmaların silinmesi ve sürelerin kaçırılması sayılabilir. Onam formu, muayene ve ameliyat notları, fotoğraflar, yazışmalar, ödeme belgeleri ve hasta dosyası başlıca delillerdir. Somut bir uyuşmazlıkta tıbbi değerlendirme, mahkemece atanan bilirkişi veya ilgili kurumun raporuyla yapılır.

İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 470 (eser sözleşmesi), m. 502 (vekâlet sözleşmesi); Hasta Hakları Yönetmeliği

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

← Tüm hukuki bilgiler

Hukuki destek için iletişime geçebilirsiniz

Konunuzu kısaca aktarın; dosyanın durumuna göre nasıl ilerlenebileceği birlikte değerlendirilsin.