Diş tedavisinde hata halinde hukuki sorumluluk nasıl işler?

Kısa cevap

Diş hekiminin sorumluluğu, müdahalenin niteliğine göre sözleşmeden veya haksız fiilden doğabilir. Sorumluluğun kurulması için genel olarak hukuka aykırı bir müdahale, kusur, zarar ve bunlar arasında nedensellik bağı aranır; olayın kamu veya özel kuruluşta yaşanmış olması ise görevli yargı yolunu belirler.

Diş tedavisi, hekimin vücut bütünlüğüne müdahale etmesi nedeniyle hukuka uygun olması için belirli koşullara bağlıdır. Öğretide yapılan incelemelere göre bir diş müdahalesinin hukuka uygun sayılması için müdahalenin yetkili kişi tarafından yapılması, tıbbi endikasyonun bulunması, hastanın aydınlatılmış onamının alınması ve müdahalenin tıp kurallarına uygun yürütülmesi gerekir. Bu koşullardan biri eksikse, sonuçta tıbbi bir yanlışlık görülmese bile hukuki sorumluluk gündeme gelebilir. Kanal tedavisi, dolgu, çekim, protez veya implant gibi işlemler bakımından olayın niteliği ve beklenen sonuç ayrı ayrı değerlendirilir.

Sözleşme ilişkisi bakımından uygulamada iki yaklaşım görülür. Tedavi amaçlı işlemlerde ilişki genellikle vekâlet sözleşmesi olarak (Türk Borçlar Kanunu m. 502) ve özen borcu çerçevesinde; görünüm veya işlevi belirli bir sonuca bağlayan protez, implant ve benzeri işlemlerde ise bazı kaynaklarda eser sözleşmesi niteliğinde (m. 470) ele alınır. Sözleşme niteliği, ispat yükü ve sorumluluğun kapsamı bakımından önem taşıdığından mahkemeler müdahalenin amacını ve içeriğini inceler. Sözleşmeden bağımsız olarak, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille zarar verilmesi hâlinde haksız fiil sorumluluğu da doğar (m. 49).

Zararlar arasında düzeltici tedavi giderleri, çalışma gücü kaybından doğan kayıplar gibi maddi kalemler ile acı, sıkıntı ve benzeri nedenlerle manevi tazminat yer alabilir. Haksız fiil hükümlerine dayalı tazminat davalarında zamanaşımı, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır (m. 72). Sözleşmeye dayalı taleplerde uygulanacak süreler sözleşmenin niteliğine göre değişebilir. Bu nedenle tedavi sonrası gecikmiş sonuçların (örneğin implantın sonradan başarısız olması) ortaya çıkma zamanı da önem taşır.

Görevli yargı yolu, tedavinin yapıldığı yere göre değişir. Özel muayenehane veya klinikte yapılan tedavilerden doğan uyuşmazlıklar adli yargıda, uyuşmazlığın niteliğine göre tüketici veya diğer hukuk mahkemelerinde görülebilir; tüketici uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m. 73/A). Kamu hastanesi veya ağız ve diş sağlığı merkezinde yaşanan hizmet kusuru iddialarında ise idari yargıda tam yargı davası gündeme gelir; bu yolda kanunda öngörülen idari başvuru ve dava açma süreleri ayrıca kontrol edilmelidir. Hekimin ağır ihmali veya kasıtlı hareketi ceza yargılamasını da gerektirebilir.

Sık yapılan hatalar arasında tedavi bitmeden belgelerin kaybedilmesi, röntgen ve panoramik filmlerin saklanmaması, onam belgesinin içeriğinin dikkate alınmaması, tedavinin başka hekime devredilmeden önce kayıtların toplanmaması ve sürelerin kaçırılması bulunur. Hasta dosyası, tedavi planı, röntgen ve fotoğraf kayıtları, ödeme belgeleri, yazışmalar ve sonraki hekimin raporu başlıca delillerdir. Kusur ve nedensellik genellikle mahkemece atanan bilirkişi veya yetkili kurum raporuyla belirlenir.

İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49, 72, 470, 502; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A; Hasta Hakları Yönetmeliği

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

← Tüm hukuki bilgiler

Hukuki destek için iletişime geçebilirsiniz

Konunuzu kısaca aktarın; dosyanın durumuna göre nasıl ilerlenebileceği birlikte değerlendirilsin.