Kısa cevap
Delil tespiti, kaybolma veya sonradan elde edilmesi güçleşme ihtimali bulunan delillerin, dava açılmadan önce ya da dava sırasında mahkeme eliyle incelenip kayda geçirilmesidir. Keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinletme yoluyla yapılabilir ve sonuç ilerideki davada delil olarak kullanılır.
Delil tespiti, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 400 ila 406. maddelerinde düzenlenmiştir. Herhangi bir davada ileri sürülecek bir olgunun ispatı için, henüz incelenmemiş delillerin kaybolma veya elde edilmesinin önemli ölçüde güçleşme tehlikesi varsa ya da hukuki yararın bulunduğu diğer hâllerde talep edilebilir. Uygulamada ayıplı yapı veya araç hasarının tespiti, bir taşınmazın mevcut durumunun kayda alınması, işyerindeki durumun belgelenmesi ve kaybolma riski taşıyan kayıtların korunması gibi örnekler görülür. Delil tespiti bir hakkı kesin biçimde tanımaz; yalnızca delili korur, hak hakkında hüküm kurmaz.
Dava açılmadan önce tespit talebi, esas davada görevli olacak mahkemeye ya da keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu ya da tanık olarak dinlenecek kişinin oturduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesine yapılabilir. Dava açıldıktan sonra ise talep yalnızca davaya bakan mahkemeden istenir. Talep dilekçeyle yapılır; dilekçede tespit edilecek olgular, tanık veya bilirkişiye sorulacak sorular, delilin kaybolma ya da güçleşme nedenleri ve mümkünse karşı tarafın kimliği belirtilir. Mahkemenin belirlediği tespit giderleri avans olarak yatırılmadıkça işlem yapılmaz.
Mahkeme talebi kabul ederse kararı karşı tarafa tebliğ eder; karşı taraf, tespitin nasıl ve ne zaman yapılacağına ilişkin bilgi alır, hazır bulunabilir ve soru önerebilir. Acele hâllerde karşı taraf çağrılmadan da tespit yapılabilir; bu durumda tespit sonrası evrak karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf bir hafta içinde itiraz edebilir. Tespit kararları ara karar niteliğindedir ve kural olarak ayrıca kanun yoluna konu edilemez; ancak tespit sonuçlarına ilişkin itirazlar esas dava sırasında da ileri sürülebilir. Tespit raporu esas dava dosyasına eklenir, fakat mahkemeyi bağlamaz; çelişki veya eksiklik varsa ek inceleme yapılabilir.
Sık yapılan hatalar arasında talebin gerekçesinin yetersiz yazılması, delilin yerinin yanlış gösterilmesi, avansın yatırılmaması ve karşı tarafın gerekli olduğu hâlde usulüne uygun bilgilendirilmemesi sayılabilir. Bunlar delilin sonradan hükme esas alınmasını zorlaştırabilir. Ayrıca tespit, delili toplamakla sınırlıdır; tespitle hak elde edilmiş olmaz ve dava açma süreleri kendiliğinden durmaz. Özel hâllerde noterlikte yapılan tespit gibi farklı başvuru yolları da bulunabilir; hangi yolun uygun olduğu olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Fotoğraf, yazışma, sözleşme, teslim tutanağı ve benzeri belgelerin saklanması da sonraki ispat sürecinde önem taşır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 400, 401, 402, 403
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
