Kısa cevap
Önce davanın hangi tür mahkemede görüleceği (görev), sonra bu türden mahkemelerden hangi yerdekinin bakacağı (yetki) belirlenir. Genel kural davalının yerleşim yeri mahkemesidir; ancak uyuşmazlığın türüne göre özel görev ve yetki kuralları bulunabilir.
Görev, davaya hangi tür ve derecedeki mahkemenin bakacağını ifade eder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesine göre, dava konusunun değer veya miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ve şahıs varlığına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Sulh hukuk mahkemesinin görevine giren işler ise kanunda ayrıca sayılmıştır. Bunun yanında ticaret mahkemeleri, iş mahkemeleri, tüketici mahkemeleri, aile mahkemeleri ve kadastro gibi özel mahkemeler, kendi kanunlarında belirtilen uyuşmazlıklara bakar. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir; taraflar anlaşarak bunu değiştiremez ve mahkeme görevsizliği kendiliğinden göz önüne alır.
Yetki ise aynı türdeki mahkemelerden hangisinin davaya bakacağını belirler. HMK m. 6'ya göre genel yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (m. 10). Haksız fiilden doğan davalarda fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m. 16). Taşınmazın aynına ilişkin davalarda ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (m. 12). Tacirler ve kamu tüzel kişileri ise yazılı ve belirli bir hukuki ilişkiye dair yetki sözleşmesiyle bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir (m. 17 ve 18).
Kesin yetki hâllerinde mahkeme yetkisini yargılama sonuna kadar kendiliğinden inceler. Kesin olmayan yetkide ise yetkisizlik, davalı tarafından cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir; yetkili olduğu düşünülen mahkemenin de açıkça gösterilmesi gerekir. Davalı süresinde itiraz etmezse, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir. Mahkeme görevsizlik veya yetkisizlik kararı verirse, karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde dosyanın gönderilmesi talep edilmezse dava açılmamış sayılır (m. 20). Bu süre kaçırıldığında hak kaybı, zamanaşımı veya hak düşürücü süre bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Mahkeme seçiminde sık yapılan hatalar arasında uyuşmazlığın niteliğinin yanlış değerlendirilmesi, özel mahkemenin görev alanına giren işin genel mahkemeye götürülmesi ve yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarının gözden kaçırılması yer alır. Ayrıca bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; örneğin işçilik alacakları (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3), konusu belli bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalar (Türk Ticaret Kanunu m. 5/A) ve tüketici uyuşmazlıkları (6502 sayılı Kanun m. 73/A) bu kapsamda düzenlenmiştir. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, usulden reddedilebilir. Sözleşme, fatura, tebligat adresi, ikametgâh belgesi ve taşınmaz kayıtları gibi belgeler, mahkemenin belirlenmesinde kullanılan başlıca delillerdir. Hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu her somut olayda ilgili mevzuata göre ayrıca incelenmelidir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2, 6, 10, 12, 16, 17, 18, 19, 20; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
