Cari hesap sözleşmesi nedir, alacak nasıl takip edilir?

Kısa cevap

Cari hesap sözleşmesi, iki tarafın birbirlerine karşı doğan alacak ve borçlarını ayrı ayrı istemekten vazgeçip bunları kalem kalem hesaba işlemesi ve dönem sonunda ortaya çıkan bakiyeyi talep etmesi konusunda yaptıkları yazılı sözleşmedir. Bakiye alacağı ilamsız icra takibiyle takip edilebilir; borçlu itiraz ederse itirazın iptali davası gündeme gelir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 89. maddesine göre cari hesap sözleşmesinde taraflar, aralarındaki iş ilişkisinden doğan karşılıklı alacak ve borçları ayrı ayrı talep etmekten vazgeçer ve bunları hesaba kalem kalem geçirir. Sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz; noter onayı aranmaz. Yazılı bir sözleşme bulunmayan, yalnızca alışverişin zaman zaman hesaba işlendiği ilişkiler açık hesap olarak adlandırılır ve cari hesabın özel sonuçlarını doğurmaz. Bu ayrım, özellikle faiz ve zamanaşımı bakımından önem taşır.

Hesap devresi, sözleşmede başka bir süre kararlaştırılmamışsa takvim yılıdır ve Kanun'un 94. maddesinde düzenlenir. Hesaba işlenen kalemler birbirinden bağımsız olarak talep edilemez; bunlar dönem sonunda hesabın kapatılmasıyla bir bakiyeye dönüşür. Kanun, hesaba yazılamayacak alacaklara da sınır getirir; örneğin belirli bir amaca özgülenmiş değerler veya takas edilemeyecek alacaklar cari hesaba kaydedilemez. Faiz bakımından esas olan basit faizdir; bileşik faiz ancak Kanun'daki koşullar gerçekleştiğinde, örneğin hesap devrelerinin en az üç ay olması ve bunun sözleşmede belirlenmesi halinde istenebilir, bu konu 96. maddede düzenlenmiştir.

Hesap kapandıktan sonra taraflar bakiyeyi ekstre ile belirler ve karşılıklı mutabakat sağlar. Hesap özetine süresi içinde itiraz edilmemesi, sonraki uyuşmazlıkta alacaklı lehine delil olarak değerlendirilebilir; bu nedenle ekstrelerin yazılı olarak teslim edilmesi, teslim tarihinin belgelenmesi ve itirazların ispatlanabilir biçimde yapılması önemlidir. Ticari defterler, faturalar, irsaliyeler ve banka kayıtları da bakiyenin ispatında kullanılan başlıca belgelerdir. Cari hesap ilişkisinden doğan taleplerde zamanaşımı, Kanun'un 101. maddesine göre sözleşmenin sona ermesinden itibaren beş yıldır.

Bakiye alacağını tahsil etmek isteyen taraf, doğrudan ilamsız icra takibi başlatabilir. Borçlu, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edebilir; itiraz edilmezse takip kesinleşir ve cebri icra aşamasına geçilir. İtiraz halinde takip durur; alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir. Bu dava İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine dayanır ve dava açılmadan önce, ticari nitelikteki para alacaklarında arabulucuya başvurulması Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca dava şartıdır; aksi halde dava usulden reddedilir. Alacak likit ve belirli ise mahkeme, koşulları oluştuğunda icra inkâr tazminatına hükmedebilir.

Sık yapılan hatalar arasında sözleşmenin yazılı yapılmaması, hesap dönemlerinin ve faiz oranının belirsiz bırakılması, ekstrelere itiraz edilmemesi veya itirazın ispatlanamaması, arabuluculuk aşamasının atlanması ve bir yıllık sürenin kaçırılması yer alır. Görevli mahkeme ve ispat düzeni uyuşmazlığın niteliğine göre belirlendiğinden somut olayda ayrı değerlendirme gerekir.

İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A, m.89, m.94, m.96, m.101; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.62, m.67

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

← Tüm hukuki bilgiler

Hukuki destek için iletişime geçebilirsiniz

Konunuzu kısaca aktarın; dosyanın durumuna göre nasıl ilerlenebileceği birlikte değerlendirilsin.