Kısa cevap
Avukatlık sözleşmesi, avukatın hukuki yardım sunmayı, müvekkilin de bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Ücret, müvekkille avukat arasındaki sözleşmeye göre belirlenir; davayı kaybeden tarafa yüklenen vekâlet ücreti ise ayrıdır ve kanuna göre avukata aittir.
Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesi avukatlık sözleşmesine, 164. maddesi ise avukatlık ücretine ilişkin temel kuralları içerir. Kanuna göre avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder. Avukatlık sözleşmesine ayrıca Türk Borçlar Kanunu'nun vekâlet sözleşmesine ilişkin genel hükümleri de uygulanır. Ücretin, işin kapsamının ve giderlerin yazılı belirlenmesi, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkların çözümünde ispat açısından büyük kolaylık sağlar.
Ücret serbestçe kararlaştırılabilir, ancak kanun bazı sınırlar koymuştur. Avukatlık Kanunu m. 164 uyarınca avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Dava veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi ücret olarak belirlenecekse bu oran yüzde yirmibeşi aşamaz. Bu tür sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü de içeremez. Tarifeler her yıl güncellendiğinden, güncel tutarlar için yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne bakılmalıdır.
Ücretin hiç kararlaştırılmadığı, yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı, sözleşmenin belirsiz veya tartışmalı olduğu ya da ücret hükmünün geçersiz sayıldığı hâllerde, değeri para ile ölçülebilen işlerde ücret itirazlarını inceleyen merci, tarifenin altında kalmamak koşuluyla, davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktar belirleyebilir. Değeri para ile ölçülemeyen işlerde ise tarife uygulanır. Bu nedenle ücret konusunda açık bir yazılı düzenleme yapılması hem müvekkil hem avukat bakımından önemlidir.
Karşı taraf vekâlet ücreti, dava sonunda mahkemece tarifeye dayanılarak yenilen tarafa yüklenen ücrettir. Avukatlık Kanunu m. 164/5'e göre bu ücret avukata aittir, müvekkilin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. Anayasa Mahkemesi, bu hükme yönelik iptal talebini 2019 tarihli kararıyla reddetmiştir. Dolayısıyla müvekkilin avukata ödediği sözleşme ücreti ile karşı taraftan tahsil edilen vekâlet ücreti birbirinden bağımsız kavramlardır ve aralarındaki ilişkinin sözleşmede açıkça yazılması gerekir.
Uygulamada sık yapılan hatalar arasında ücretin, masrafların ve ödeme zamanının belirsiz bırakılması, yüzde esaslı ücret sözleşmelerinde kanundaki sınırın aşılması ve karşı taraf vekâlet ücretinin kime ait olduğunun sözleşmede düzenlenmemesi yer alır. Vekâletname, ücret makbuzları, yazışmalar ve yazılı sözleşme bu konudaki başlıca delillerdir. Vekâletin sona erdirilmesi (azil veya istifa) hâlinde ücretin nasıl hesaplanacağı da somut olaya göre mevzuata bakılarak değerlendirilmelidir.
İlgili mevzuat: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 163, 164; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümleri; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
