Kısa cevap
Zamanaşımı dolduğunda alacak ortadan kalkmaz; borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerse dava reddedilir. Hak düşürücü sürede ise süre geçince hak sona erer ve hâkim bunu kendiliğinden dikkate alır.
Zamanaşımı, hakkın belirli bir süre kullanılmaması nedeniyle dava yoluyla istenememesi sonucunu doğurur. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden gözetmez; borçlunun bunu def'i olarak ileri sürmesi gerekir (TBK m. 161). Zamanaşımı bazı hallerde durur (TBK m. 153) veya kesilir (TBK m. 154); kesilmeyle birlikte yeni bir süre işlemeye başlar (TBK m. 156).
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler ile konaklama ve yeme içme bedelleri gibi alacaklarda ise beş yıllık süre uygulanır (TBK m. 147).
Hak düşürücü süreler ise kanunun bir hakkın belirli süre içinde kullanılmasını şart koştuğu hallerdir. Bu sürelerde kural olarak durma ve kesilme olmaz, hâkim süreyi kendiliğinden inceler. İşe iade talebiyle arabulucuya başvuru ve dava açma süreleri (4857 s. K. m. 20) ile anonim şirkette genel kurul kararının iptali davasının açılma süresi (TTK m. 445) bu türe örnek olarak gösterilebilir.
Sürelerin hesabında tebliğ veya öğrenme tarihi ile sürenin son gününün tatile denk gelmesi önem taşır. Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter; sürenin son gününün resmî tatile rastlaması halinde süre, tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter (HMK m. 92, 93). Kanunun belirlediği süreler kesindir (HMK m. 94); elde olmayan sebeplerle süreyi kaçıran kişi eski hâle getirme talebinde bulunabilir (HMK m. 95, 96). Adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlar, 31 Ağustos'ta sona erer (HMK m. 102). Adli tatile tabi dava ve işlerde kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, süre adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır (HMK m. 104); adli tatilde görülecek dava ve işler ise HMK m. 103'te sayılmıştır. Adli tatilin süreler üzerindeki etkisi davanın ve işin türüne göre farklılaşır.
İlgili mevzuat: TBK m. 146, 147, 153-156, 161; HMK m. 92-96, 102-104; 4857 s. K. m. 20; TTK m. 445
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.