Kısa cevap
Haksız fiilden doğan tazminat davası, zararın ve zarar verenin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde açılmalıdır. Fiil aynı zamanda ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımına tabi ise o süre uygulanır.
Zamanaşımı süreleri, TBK m. 72'de düzenlenmiştir. Zarar gören kişi, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği günden itibaren iki yıl içinde dava açmazsa hakkını kaybedebilir. Hiçbir durumda fiil tarihinden itibaren on yıl geçtikten sonra dava açılamaz.
Haksız fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa tazminat davasında da bu daha uzun süre geçerli olur (TBK m. 72/2). Ceza zamanaşımı süreleri, suçun cezasına göre TCK m. 66'da belirlenir. Yargıtay uygulamasında, ceza davasının açılmamış olması veya şikâyet süresinin geçmiş olması, tazminat davasında ceza zamanaşımının uygulanmasına engel görülmemektedir. Bu durum, örneğin trafik kazaları (Karayolları Trafik Kanunu m. 109) ve iş kazaları gibi olaylarda önem taşır.
Zamanaşımı, itirazla ileri sürülen bir savunmadır; hâkim bunu kendiliğinden dikkate almaz (TBK m. 161). Ancak sürelerin kaçırılması davanın reddine yol açabileceğinden bu tarihlere dikkat edilmelidir.
Sözleşmeden doğan alacaklarda ve bazı özel kanunlardaki tazminat taleplerinde farklı süreler geçerli olabilir.
İlgili mevzuat: TBK m. 72, 161; TCK m. 66; KTK m. 109
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.